9 Temmuz 2016 Cumartesi

Senden Önce Ben Film Eleştirisi

0



Filmi  bir uzman edasıyla eleştirmek bana düşmez belki ama kitabı önceden okumuş ve sonrasında filmi izlemiş biri olarak eleştirebilirim diye düşünüyorum. Bu eleştiriler tamamen benim kendime göre düşüncelerim doğrultusunda olduğundan bana katılır ya da katılmazsınız, bunu anlarım. Haydi başlayalım öyleyse ne duruyoruz?
   Öncelikle filmdeki oyuncu seçimini çok beğendiğimi belirtmeliyim. Oyuncluluktan ziyade hemen hemen hayalimde canlandırdığım görünümler karşımda yerlerini bulmuşlardı sanki. Sadece Patrick hayalimde biraz daha kaslı idi filmdekinin biraz paspal bir duruşu var sanki :D
Kitabı okuyalı uzun zaman olduğundan olayların gidişat sırasını her ne kadar unutsam da yaşanan olaylar hala aklımdaydı. Elbette kitaptakinin tıpatıp aynısını beklemek gülünç olur ancak ben filmde Will'in acı çektiğini hissedemedim kitaba göre. Mesela yanlış hatırlamıyorsam Will jiletle kendini kesmeye çalışıyordu ve Louisa bunu fark ediyordu konuyu deşiyordu filan. Ama filmde sadece bir saniye kadar jilet iziyle Louisa'nın bir kesişmeleri oldu ve o konu üzerine gidilmedi. Ben kitabı okumasam onun ne olduğunu ilk izlememde anlayamazdım açıkçası. Bir de filmde Will çok çabuk yelkenleri suya indirdi. Kitapta kıza o kadar çektirmişti sonuç olarak. Biraz daha dişli bir Will beklerdim olmadı ncık ncık :D
   Ve filmde takıldığım diğer noktaysa Louisa'nın Patrick'i umursamadan ona tekmeyi basan bir kız olarak gösterilmesiydi. Halbuki Louisa Patrick'in kıskanç tutumuna karşı oldukça iyi dayanmıştı ama burada Patrick oldukça mağdur idi.
   Kız kardeşi ile araları kitaptakinin aksine güllük gülistanlıktı. Ne kavgaları ne atışmaları vardı.

   Normalde hatırladığım kadarıyla Louisa bir işi bırakır gibi oluyordu ama sonra geri gidiyordu. Ne bırakır gibisi yahu baya da bırakıyordu işte. Ama burada Louisa oldukça istikrarlı bir şekilde son anına kadar devam etti.
   Will'in babasının annesi aldatması, Lou'nun gençliğinde kalenin orada yaşadığı üzücü hadise gibi olaylar işlenmedi. Kitabı okumayan biri Will'in babası ile annesinin arasında bir sorun olduğunu anlayamazdı muhtemelen. Belki filmin yapımcıları zaten sorunu ortadan kaldırmış ve normal bir karı koca olmalarını uygun görmüş de olabilirler, bu da bir ihtimal tabi. :D
    Arkadaşım ne olduğunu idrak edemedi sonunda. ''Ne oldu ya çocuk öldü mü şimdi ben anlamadım?'' filan oldu. Yapımcıların yapamadığını ben yapıp filmi açıklamak zorunda kaldım. Ölmek istemesiyle ilgili daha fazla detaya inebilirlerdi kitapta olduğu gibi. Çünkü anladığım kadarıyla bazı izleyenlerin aklında soru işaretleri kaldı.
   Ve Louisa'nın odası kitapta anlatılan kadar küçük değildi ncık ncık olmamış yönetmen :D Bu arada Loisa'nın tarzını hayal ettiğimden daha güzel buldum. Kızın her güne özel çeşit çeşit topuklu ayakkabısı var bir giydiğini ertesi gün giymedi valla :D
 ''Eyyhhh yeter bu kadar eleştiri hiç mi güzel bir şeyi yok bu filmin?'' demeyin :) Çünkü var elbette, mesela elimizde böyle şirinlik abidesi bir kız var;

Kız ayaktayken neredeyse Will ile aynı boyda muhteşem bir uyum bu açıdan da. Hem güzel hem şirin,mimikleri olsun oyunculuğu olsun çok iyi.

Ben Will'in daha sert mizaçlı, koyu kumral bekliyordum. Ama bu Will'de oldukça karizmatikti :D



Çilekeş Nathianım ise sevdiği sarışını el yurduna bırakıp da geldi kıyamam. 


Louisa Will'i elleriyle beslerken Patrick'in attığı bakış inanılmazdı ancak onun gifini bulamadım bulursam mutlaka atacağım. Ya Patrick kardeş, sen sevdin eller aldı gider ayak görüyorsun değil mi?

Film her şeyden önce izlemeye değer kılan şeylerden biri bence şu sahnedir;




 Şuradaki saf mutluluk beni en çok mutlu eden sahnelerden biriydi. Keşke hepimiz Louisa'nın şu yaptığını yapabilsek ve küçücük şeyleri unutmasak, değer versek ve kavuştuğumuzda da sonuna kadar sevinsek. 

O ise sadece bir geceliğine de olsa konsere kırmızı elbiseli bir kadınla giden bir adam olmayı istiyordu.




Louisa'nın sevdiğini onun ölümüne şahit olabilecek kadar çok sevmesi, onun için her şeyi yapması ve çabalaması, çabalarken bazen düşmesi ama düştüğü yerden kalkıp sevdiği adamı hayata döndürmeye çalışması, kendine has giyim tarzı ve tavırları onu akıllardan asla silmeyecek. 
O da kendince pek çok zorluğa Louisa için göğüs gerdi, Louisa ile el ele gittiyse de son altı ayı boyunca ama o son düzlükte kimsenin elini tutmamaya çoktan karar vermişti bile. Tabi gider ayak yapacağını yaptı ve bizi ağlatmayı ihmal etmedi.


Yani uzun lafın kısası dostlar, film her şeyden önce kitapta yaşadığınız duyguları tekrar yad etmek için bile izlenir. O yüzden  vaktiniz varsa izlemekten bir şey kaybetmezsiniz.
Hoşçakal arılı taytılı kız ve kalenin korkusuz şövalyesi. Sizleri özleyeceğiz....